TUTULMA
Birisi aydınlık ve çağdaşlığın simgesiydi, diğeri aşkın ve romantizmin. Gündüz, güneşti gökyüzünün hakimi, gece ay devralırdı uzayın uçsuz bucaksız yalnızlığını. Zaman dediğimiz boyut, onlara göre belirlenirdi ve, onların hareketleriydi zamanın birimleri ..
Sayılamayacak kadar çok güneşler ve aylar vardı uzayda. Bize çok yaşlı gelen dünya, sistemin küçük bir çocuğuydu belki. Ama biz gözümüzü bu dünyaya açmıştık ve onlar, bizim ayımız ve güneşimizdi. İlk zamanlarda, ölçemediğimiz kadar uzaktı onlar, bir o kadar da yakındık onlara. Daha adını bile koyamadığımız yaşam, ancak onlarla olanaklıydı ..
Yaşamımızın kaynağıydı onlar, ilk korkularımızın da ... İlk korkularımız, ilk tanrılarımız oldu sonra. Güneş ve ay güçlüydü; korku, tapınmaya dönüştü .. İnsanoğlu, yeni korkularla tanışırken, güneşin ve ayın aslında dost olduklarını keşfetti. Korkunun yerini merak alırken, uzaklıkları ölçmeyi öğrenen insanoğlu, uzaklıkları aşmanın yollarını da aramaya başlıyordu ..
Sevgililer ay yüzlüydü, ulusal kurtarıcılar güneş gibi doğardı ulusların kaderine .. Uzayın iki koca yalnızı, uçsuz bucaksız ve milyonlarca yıllık yalnızlıklarını yaşarken, milyarlarca insanın yüreğinde vazgeçilmez iki sevgili olmuşlardı ..Uzayda kesişmeyen yollar, insanoğlunun yüreğinde buluşuyordu ..
Kendilerinin belirlediği zamanın kimi dönemleri, insanoğlunun iki sevdalısının kıskançlığına mı sahne oluyordu bilinmez; ay, dünya ile güneşin arasına giriveriyordu. İşte o an, güneş ile ayın, kendi kurdukları düzeni de bozdukları andı. Gündüz ortasında yaşanan kısacık gece, uzayın iki yalnızının, doğanın dengesini sürekli bozan insanoğluna bir uyarısıydı belki ..
Bir şenlikti tutulma ..Ülkeler arası trafiğin sıklaştığı, yeni pazarlar ve pazarlama yöntemlerinin gündeme geldiği, ticari bir şenlik ..İnsanlar, güneşle ayın iki dakikalık valsini ya da sevişmesini izlemek için yollardaydılar. Dünya, kocaman bir seyir meydanıydı. Kimi, senfonik namelerle tanık oldu bin yılın son güneş tutulmasına, kimi davul zurna sesleriyle ..
Güneşe karşı durulmazdı ve güneşe karşı beylik, çok çok iki dakika sürerdi. Güneşin ve ayın belirlediği zamana karşı durmak, olağandışı bu iki dakikanın sürekli yaşanmasına çabalamak kadar boşunaydı. Özel gözlüklerle birlikte, gün ortasında yaşanan gecenin hükmü de sona ermişti. Tıpkı siyasal yaşamdaki geçici duraklamalar gibi, iki dakikalık bu olağandışı serüven de bitmişti. Şimdi, gerçeklere dönmenin zamanıydı : Gün, güneşle güzeldi, ayın yeri de gecenin koynuydu ..




